|
2008’DE TASARIM ÖNE ÇIKACAK... Basım sektörü son yılların en durgun dönemini yaşıyor. Bu durgunluk genel ekonomik durgunluğa paralel ve onun bir sonucu. Vadeler daha da uzamaya başladı. 5, 6, 7 ay gibi vadelerden söz ediliyor. Bu olumsuzluk küçüklü büyüklü bütün basım işletmeleri için geçerli. Çözüm ne sorusunun cevabı bir çırpıda verilebilecek gibi değil. Sorun sadece ne sektörel ne ulusal. Dünyada da benzer sorunlar var. Yani mevcudu geçici bir durum olarak düşünmek fazla lüks bir değerlendirme olacak. Bu boyutta olmasa da yaşanan sıkıntılara neden olan sorunların kronik bir halde devam edeceğini düşünerek buna göre hareket etmek gerekiyor. Standart işlerle, mevcut üretim alışkanlıkları ve fiyat politikaları ile basım evlerinin varlıklarını gelişerek sürdürmeleri her geçen gün daha da zorlaşacak. Ne yapmak gerektiğine ilişkin bir kaç konuyu tartışmak mümkün. Öncelikle kalitenin yükseltilmesi gerekiyor. Bunun yolunun nerelerden geçtiği açık; uygun altyapı koşulları, donanımın yenilenmesi, teknolojinin takip edilmesi, kaliteli malzeme kullanılması ve nitelikli işgücü. Bu bileşenler kaliteye ulaşmak için temel olanlar. Ardından üretimde otomasyonu sağlayacak önlemleri almak geliyor. Bu sadece donanım ve yazılımla çözülecek bir şey değil. Otomasyonu sağlayacak ara, nitelikli elemanlara görev vermek ve bu yeni görev tanımına açık olmak gerekiyor. Teknoloji daha az insanla daha çok üretmeyi sağlamakla beraber bu üretimin koordine edilmesi için yeni görev tanımlarına ve bu tanımlara uygun iş gücüne ihtiyaç var. Hizmet, kaliteli üretim kadar önemli bir argüman artık. Karmaşıklaşan yaşam ve iş koşullarında, büyüyen ve ulaşım sıkıntılarının arttığı kentlerde iyi hizmet ve bu hizmetin zamanında verilmesinin koşulları oluşturulmalı. Yani iletişim altyapısı, hızlı internet bağlantıları ve internetin sunduğu olanakların iyi bir şekilde kullanımı; işin müşteri cephesinde en az zaman harcayarak sonlandırılmasının koşullarının oluşturulması, sağlanmalı. İyi ürün iyi hizmetle taçlandırılmalı. Hız da bir başka önemli unsur. Burada sadece baskının hızlı sonlandırılması değil, bütün sürecin hızlı ve hatasız sonlandırılması önemli. Geldiği gün basılan iş müşteri cephesinde bir şey ifade etmez. O işin baskı sonrasının da zamanında, hatasız sonlandırılıp yine zamanında müşterinin eline ulaştırılması önemli. Hız bütün süreç için geçerli. Yoksa baskıdan çıkan işin, baskı sonrasında takılması matbaacının işi zamanında basması anlamına gelse de zamanında teslim ettiği anlamına gelmiyor. Ve müşteri cephesinde önemli olan işinin zamanında ve hatasız olarak elinde olmasıdır. Farklılık ve tasarım benzer altyapı ve kaliteye sahip basım işletmelerinin öne çıkmalarının en önemli unsuru. Matbaacı sadece gelen işi basan değil, malzeme, uygulama ve tasarım konularında da müşterisini yönlendiren, öneriler getiren bir işleve sahip olmak durumunda. Bu öneriler işletmeyi benzerleri arasında öne çıkartarak karlılığını, dolayısıyla kazancını artıracak noktalara gelmesini sağlayacak bir sonuç doğuracak ve müşteri ile basım işletmesi arasında güçlü bağlar da oluşturacaktır. Bu hususların yerine getirilmesi, eskisinden daha karmaşık işlerin altından kalkacak, süreçleri iyi yönetecek nitelikli insan gücü ve donanım ile olabilir. Gereken bu güç, işletmelerin kendi bünyelerinde kısmen olmalı, olamayacağı noktada ise profesyonel ilişkiler çerçevesinde dışarıdan destek alınarak sağlanmalıdır. Baskı öncesi ve baskı sonrası hizmet firmaları, reklam ajansları, serbest çalışan tasarımcılar gibi işbirliği yapılacak iş ortaklarına şimdi daha çok ihtiyacımız var. Matbaacı artık sorun çözücü olmak durumundadır. Geciken, kötü çıkan işler için bahane ve gerekçe sunmak değil bunlara neden olabilecek olumsuzlukları önceden görerek ortadan kaldırmak gibi bir görev ortada durmaktadır. Yeni koşulların yeni gereklerini yerine getirdikçe sorunlarımızın da azaldığını görmemiz sürpriz olmayacak. 2008 ağır sorunlarla başladı ve öyle devam edecek gibi gözüküyor. Ancak 2008 aynı zamanda tasarımda öne çıkanların önünün açık olduğu bir yıl olacak. Bu noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Saygılarımızla A.Tamer ARDIÇ |
Mayıs 12, 2008

